GM2 GANGLOİSİDOZ (TAY SACHS VE SANDHOFF)

3 farklı tipi mevcuttur.

Tay-Sachs hastalığı (B varyant): HEXA geni 15. kromozomdaki mutasyona bağlı.

Sandhoff hastalığı (0 varyant): HEXB genindeki mutasyona bağlı.

GM2 aktivatör protein defekti (AB varyant): GM2 aktivatör protein genindeki (5.kromozomda) mutasyona bağlı ortaya çıkar.

Hastalık hem anneden hem babadan otozomal resesif (çekinik) kalıtılır.

TAY-SACHS

beta-heksozaminidaz alfa- subuniti mutasyonu sonucu Heksozaminidaz A (alfa-beta heterodimer)

SANDHOFF

beta*heksozaminidaz beta- subuniti mutasyonu sonucu Heksozaminidaz A ve B (beta beta homodimer) görülür.

Infantil (bebeklik) form en sık görülen formudur.

Klinik: Bulguların görülme yaşı ile sınıflandırılmaktadır.

İnfantil Form: Olgularda 4-6 aylarda kuvvet kaybı ve kas zayıflığı en erken bulgusudur.

Tipik sese karşı (hiperakuzi) aşırı reaksiyon irkilmek görülür.

Tipik olarak göz muayenesinde ‘’kiraz lekesi’’ görülür.

İlerleyen dönemlerde olgularda körlük oluşur.

İlerleyen dönemlerde eklemlerde sertlik hareket kısıtlılığı, yutma güçlüğü ve nöbetler görülebilir.

Baş büyüklüğü (makrosefali) saptanabilir.

Hastal arın sinir sisteminin aşırı etkilenmesi nedeni ile genellikle vefatlar gıdaların solunum yoluna kaçması (aspirasyon pnömonisine) bağlı gelişir.

Sandhoff hastalığında bu bulguların yanında diğer organlarda etkilenme ile organomegali ve kemik bulguları nadir de olsa görülür.

Geç İnfant (bebeklik) ve Juvenil (çocukluk) Form (B1 Varyant):

Çoğunlukla hekzosaminidaz A enzim eksikliğine bağlı görülür.

2-10 yaşından itibaren bulgular başlar.

Denge, konuşma problemleri, psikomotor kötüleşeme, eklem sertliği ve hareket kısıtlığı ve nöbet izler.

Gözdeki kiraz lekesi bulgusu genellikle görülmez.

Kronik Adult (erişkin) Form:

Farklı bulgularla kendini gösterir.

Denge kas tonusu bozuklukları, kas güçsüzlükleri, psikozis (olguların %30-50’sinde), tekrarlayan depresyon, göz hereketlerinde sorun ile birlikte seyreden bulgular görülür.

Metabolik Yönetim:

GM2 gangliosidoz  katabolizması için GM2 aktivatör protein gerektirmektedir.

Hekzosaminidaz A (alfa-betaheterodimer) GM2 ye bağlanması için GM2 aktivatör proteine ihtiyacı vardır.

Heksozaminidaz B ise hekzosamin içeren diğer diğer glikolipitleri ve glikoproteinleri metabolize eder fakat GM2 gangliosidozu hidrolize etmez.

Tay-Sahcs’da alfa- subuniti defektine bağlı sadece Hekzosaaminidaz A defekti vardır.

Sandhoff’da ise beta- subuniti mutasyonu sonucu Heksozaminidaz A ve B defekti vardır.

GM2 protein aktivatör eksikliğinde enzimler normal işlev görür.

Tüm tiplerde nöronlarda GM2 ganliozid madde birikimi görülür.

GM2 birikimi bebeklik formlarında çok fazla olmakla birlikte çocukluk ve erişkin formlarda nadir görülür.

Sandhoff olgularında ise karaciğerde ve diğer organlarda da birkimi görülür.

Genetik:

HEXA geni, HEXB geninde, GM2 aktivatör protein geninde (5.kromozom)

Tanı:

Tay-Sachs ve Sandhoff hastalığı ayırıcı tanısı lökosit ve fibroblast kültürlerinde enzim tayini ile yapılmaktadır.

Kesin tanı genetik ile konulmaktadır.

GM2 protein aktivatörü eksikliğinde invitro hekzosaminidaz A aktivitesi normaldir.

MRG’da periventriküler beyaz cevherde minimal T2 sinyal artışı görülebilir.

Tedavi:

Kesin bir tedavisi yoktur.

Konvulzyon tedavisi standart tedavi edilmelidir.

Geç başlangıçlı Tay-Sachs formlarında miglustat tedavisi verilebilir. Etkinliği net değildir.

Gen  terapisi deneme aşamasındadır rutin kullanımı henüz yoktur.

Tay Sachs ve Sandhoff tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

GM1 GANGLİOSİDOZ

Bir tür lizozomal depo hastalığıdır.

Hücre içindeki lizozom adı verilen organellerin içinde çeşitli maddelerin metabolize edilmemesi ve birikmesi sonucu ortaya çıkar.

Otozomal resesif (çekinik) olarak kalıtılır. Hastalık hem anneden hem babadan geçiş gösterir.

Hastalık bulgularının görülme yaşına göre klinik olarak farklılık göstermektedir.

Tipik Erken İnfantil Bbebeklik) Form (Tip1): (enzim aktivitesi %0.1)

Yaşamın ilk bir haftasında bebeklerde kas gücü zayıftır (hipotoniktir).

Hastaların baş kontrolü yoktur. 3-6. Aydan itibaren sinir sistemi gelişimi tamamen durur.

Beslenme güçlüğü ve büyüme gelişme geriliği görülmektedir.

Çoğu bebekte kaba yüz görünümü ve ödem mevcuttur.

Bunun yanında büyük dil, kaba diş etleri, burun kökü basıklığı mevcuttur.

Karaciğer ve dalak büyüklüğü her zaman mevcuttur.

Omurga kemiklerinde eğrilik (skolyoz, kifoz) sık görülür.

Yaşamın bir kaç ay sonrasında göz bebeklerinde titreme (nistagmus) sıklıkla görülür.

%50 olguda göz muayenesinde göz arkasında (retinada) kiraz lekesi görülmektedir.

Zamanla kas gevşekliği yerini eklem sertliğine (spastisite) bırakır.

1 yılın sonunda olgular hızlı nörolojik kötüleşme, konöbet, yutma sorunları ve2 yaş öncesinde de vefat görülür.

Geç infantil (bebeklik) form (tip 2):

12-18.ayda bulgular başlar.

Yürümede güçlük oturma ve ayakta durmakta güçlükle kendini gösterir.

Hızlı ilerleyen ağır el ve bacaklarda kuvvet kaybı görülebilir.

Erken infantil tiplerinde görülen kaba yüz görünümleri (dismorfik bulgular) ve karaciğer büyüklüğü genellikle görülmez.

Görme genellikle etkilenmez.

Kronik geç form (tip 3): (enzim aktivitesi %10)

Çocukluk adölesan veya erişkin dönemde görülebilir.

Konuşma problemleri ve kas tonus problemleri en sık bulgulardır.

Bilişsel bozukluk görülebilir.

Göz bulguları yoktur.

Kemik bulguları beklenmez. Hastalığın ilerleyişi çok yavaştır.

Metabolik Yönetim:

GM-1 gangliosidoz Lizozomal asid -galaktosidaz eksikliği ile meydana gelir.

GM1 gangliosidoz hastalarında dokularda glikoprotein derişye-oligosakaridler, GM1 gangliozid ve keratan sülfat maddeleri birikmektedir.

GM1’de esas birikimi beyin dokusundadır.

İlerleyen dönemlerde böbrek etkilenimi bu hastalarda görülenilmekte, idrarda protein atılımı buna bağlı ödem ve vücutta sıvı birikimi olabilmektedir.

Genetik:

GLB1 (3p21.33) 50’den fazla mutasyon bildirilmiştir.

Fenotip-genotip ilişkisi bildirilmemiştir.

Tanı:

Periferik yaymada lenfositlerde vokuolizasyon kemik iliğinde  köpüksü histiyositler görülür.

İdrarda muopolisakkaris analizinde keratan sülfat atılımı artmıştır.

Esas tanı -galaktosidaz enzim düzeyi tayini ile konur.

Tedavi ve Klinik takip:

Özel tedavi maalesef yoktur.

Substurat redüksiyon tedavisi (miglustat) özellikle adult onset formlarda denenebilir, fakat etkinliği belirgin değildir.

Hastalarda görülen nöbetler için nöbet ilaçları kullanılabilmekte, yatağa bağımlı ve hareket kısıtlılığı nedeni ile fizik tedavi almaları gerekmektedir.

Hastalar maalesef ilerleyen zamanlarda solunum cihazı ile takip edilmekte ve beslenme sorunları nedeni ile tüp ile beslenmeye (Nazogastrik sonda, Perkütan gastrostomi) geçilmektedir.

GM1 gangliosidoz tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

METAKROMATİK LÖKODİSTROFİ

Klinik: Metakromatik lökodistrofi (MLD) sinir sistemini tutan bir lizozomal depo hastalığıdır.

Hastalık hem anneden hem babadan geçmektedir. Otozomal resesif (çekinik) olarak kalıtılmaktadır.

Geç infantil form (Geç bebeklik formu):

En sık görülen formudur.

Bulgular 1-2 yaşında başlar. Olguların çoğu yürüyebilir. %15’i ise yürüyememektedir.

Hastalar ilk bulgu olarak 14-16. Aylarda yürümede ve sıralama güçlük ve düşme şikayetleri ile gelir.

Fizik muayenede kas zayıflığı (hipotoni), periferal sinir sistemi tutulumuna bağlı reflekslerin alınamaması dikkat çeker.

Zamanla ayağa kalkma ve yürüme hastalarda imkansız hale gelir.

Konuşma güçülüğü, zeka geriliği, körlüğe neden olan göz tutulumları ilerleyen dönemlerde bitkisel yaşam ve vefat gerçekleşir.

Juvenil Form (Çocukluk Formu):

3-14 yaş arasında bulgular başlar okul başarısızlığı, davranış problemleri, algılama bozukluğu görülür.

Yürüme bozuklukları, serebellar ataksinin (dengenin sağlamaması) eşlik ettiği sinir sistemi bulguları görülebilir.

Daha nadir olarak nöbet görülebilir.

Adult Form (Erişkin Form):

İki farklı klinik tipte görülür:

1. Motor bulguların ön planda olduğu, denge, kas tonusunun etkilendiği hasta grubu.

2. Davranış ve psikiyatrik bulgular (şizofreni gibi) ön plandadır. Unutkanlık ve sinir sistemi tutulumu ilerleyen dönemde tabloya eklebilir.

Metabolik Yönetim:

Sulfatidlerin ve diğer sülfatlanmış glikolipitlerin lizozom içinde metabolize edilme sorun vardır.

Arilsülfataz-A enzim eksikliğine bağlı görülür.

Sap-B ile arilsülfataz A birlikte çalışarak etki gösterir. Bu yüzden Sap-B eksikliği de MLD tablosuna neden olabilmektedir.

Sulfatidler MLD hastalarında böbreklerde de birikerek idrardan sülfatid atılımına neden olmaktadır.

Genetik:

80’den fazla mutasyon belirtilmiştir.

ARSA geninde 22q13 kromozomda eksprese olur.

459+1G>A: ağır fenotip

P426L: hafif fenotip

I179S: hafif fenotip

Tanı:

Motor sinir iletim hızı azalmıştır.

Erişkin formlarda ise her zaman sinir iletim hızı etkilenmez.

Beyin MR’ı görüntülemede beyaz cevherdeki görünüm önemlidir. (iki taraflı simetrik değişiklikler T2 ağırlıklı görüntülemede diffüz hiperintens alanlar, T1 ağrılıklı görüntülemede hipointens görünüm mevcuttur.)

Beyincik küçülmesi görülmesi sıktır.

Arilsülfataz A enziminin eksikliğinin gösterilmesi ve ARSA gen mutasyonu saptanması tanıda önemlidir.

İdrar sulfatid düzeyi ölçümü tanı açısından önemli bir tetkiktir.

Sap-B eksikliğinde arilsülfataz A düzeyi normal saptanır. Bu hastalarda Genetik olarak PSAP genine bakılmalıdır.

Tedavi:

Hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yoktur.

Eklem sertliklerinin tedavisi ve ağrılar için radikülopati yapılabilir.

Bazı hafif etkilenmiş hastalarda kemik iliği nakli uygunlanmıştır. Yavaş progresyon gösteren juvenil ve adult formlarda faydalı olabilir. Kemik iliği naklinin sinir sistemi üzerine etkisi kısıtlıdır.

MLD tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

HOMOSİSTİNÜRİ (KLASİK HOMOSİSTİNÜRİ)

Homosistinüri: İdrarda artmış homosistin atılımı anlamında olmakla birlikte esas olarak sistatiyonin β-sentetaz enzim eksikliğine bağlı gerçekleşen ‘’klasik homosistinüri’’yi tanımlamak için kullanılır.

Bu hastalarda doğuştan enzim eksikliğine bağlı olarak vücutta homosisitein düzeyi artar.

Hastalığın dünyada görülme 1:200.000-335000 arasındadır. Akraba evlilikleri tüm metabolik hastalıklarda olduğu gibi bu hastalığında görülme sıklığını arttırmaktadır.

Hastalık anne ve babadan (otozomal resesif) genetik olarak geçer.

KLİNİK:

Gelişme geriliği, entellektüel gerilik: Gelişme geriliği genellikle ilk bulgu olarak görülmektedir.

Tedavisiz olgularda belirgin zeka etkilenmesi olur.

Erken tanı ve tedavi ile zeka etkilenmesi en az seviyeye indirilebilir.

Tedavi edilmeyen olguların %20’sinde nöbetler de görülebilmektedir.

Kişilik bozuklukları, anksiyete, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, psikotik epizotlar görülebilir.

Göz bulguları (Ektopia lentis, ağır miyopi): Miyopi genellikle birinci yılda ortaya çıkarken ektopia lentis (Göz merceğinin normal yerine oranla bir tarafa kayış gösterişi) tedavisiz olgularda ortalama 8 yaşında görülür.

İskelet Bulguları: Kol, bacak kemiklerinde uzama ve uzun boy bu hastalarda sık saptanır.

Olgular osteoporoza (kemik erimesine) yatkındır.

Bunun yanında skolyoz (omurga eğrilikleri), göğüs kemikleri, ayak kemiklerinde eğrilikler görülebilir.

Damar Bulguları: En önemli hayati tehlikeyi oluşturan durumdur.

Artmış homosistein vücut damarlarında hasara yol açar. Bu hasarlı yerlerde kan pıhtılaşması oluşabilir. Oluşan pıhtılaşma inme gibi hayatı tehdit eden durumlara neden olabilir.

Bu hastalarda cerrrahi işlem öncesi vücut sıvı dengesi iyi ayarlanmalı belli anestezikler kullanılmamalıdır. Aksi halde pıhtılaşma riski artabilmektedir.

Tüm klinik bulgular kendi içinde farklılıklar gösterebilir.

TANI:

LAboratuvar tetkikleri ile tanı konulabilmektedir:

1.Kanda artmış homosistin, total homosistein, homosistein-sistein disülfitleri ve metionin düzeyleri artması hastalık tanısı için önemlidir.

2. Azalmış sistatiyonin β-sentetaz enzim aktivitesi gösterilmesi

3.Genetik tanı: 21q22.3 kromozomda kodlanan CBS geninde mutasyon gösterilmesi

TEDAVİ:

Bebeklik döneminde erken tanı koymak ve tedavi başlamak klinik seyri önemli derece olumlu etkilemektedir.

Hastalarda proteinden ve metionin adlı aminoasitten kısıtlı diyet verilmesi gerekmektedir.

Betain tedavisi, B12, folat desteği önemlidir.

B6 vitamin yanıtlı ve B6 vitamini yanıtsız tipleri vardır. B6 vitamini yanıtlı olgularda B6 vitamin tedavisi verilir. B6 vitamini yanıtlı tipin her zaman olmamakla birlikte kliniği daha hafif seyreder.

Tedavinin amacı kanda artmış homosistein seviyesini düşük tutmaktır.

Metionin amino asidi seviyesinin aşırı yükselmesinin önüne geçilmelidir. Tedavide yükselen metionin seviyesi beyin ödemine ve sinir sisteminin olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Diyete uyum bu açıdan çok önemlidir.

Homosisteinden sistin amino asidi bu hastalarda sentezlenmediğinden seviyesi normal sınırlarda olmalıdır. Gerekirse suplementasyonu sağlanmalıdır.

Homosistinüri tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

GLUTARİK ASİDÜRİ TİP 1

Lizin ve Triptofan amino asitlerinin metabolizması bozukluğudur.

Glutaril-KoA dehidrogenaz adlı verilen enzimin eksikliğine bağlı kan, idrar ve beyin omurilik sıvısında glutarik asit, 3-hidroksiglutrik asit ve glutarilkarnitin birikir.

Biriken maddeler sinir sistemine olumsuz etkileri hastalığın klinik bulgularına neden olmaktadır.

Hastalık anne ve babadan otozomal resesif genetik geçişlidir.

KLİNİK:

Hastaların doğum sonrası büyüme gelişmesi normal seyrederken (6ay- 5yaş) katabolik süreç (vücut metabolizma hızını arttıran durumlar) (aşılama, ateş yüksekliği, enfeksiyonlar gibi) sonrası ani ortaya çıkan (sinir sisitemi hasarlanması) geri dönüşsüz ensefalopati, nöbet, elde edilmiş gelişimlerin kaybı (konuşma ve hareketlerde) meydana gelir. Bu katabolik süreç oluşmadan hastanın tanısını koyup tedavisini başlamak oldukça önemlidir.Etkilenen hastalarda yürüme, beslenme problemleri, nöbet, zeka etkilenmeleri olur.

Bir kısım hasta ise daha nadir olmakla birlikte kas kuvveti zayıflığı (hipotoni), gelişim geriliği, hareket ve duruş bozukluğu bulguları görülebilir. Bu tablodaki hastaya yanlışlıkla diskinetik serebral palsi tanısı konabilir.

Doğumdan itibaren olan baş çevresi büyüklüğü, bu hastalarda görülmektedir. Beyin MR görüntülemede hastalığıa özgü tipik bulgular bu hastalık için oldukça tanı koydurucudur.

TANI:

Tandem: C5 DC (Glutaril) yüksekliği İdrar organik asitlerinde; artmış glutarik asit, 3-hidroksiglutrik asit tanı için önemlidir.

Beyin MR görüntüleme bulguları hastalık için tipiktir.

Genetik analiz (GCDH geni) ile de tanı konulabilir.

TEDAVİ VE KORUMA:

Lizin ve Triptofandan kısıtlı diyet tedavinin temelini oluşturur.

Ayrıca karnitin, riboflavin (B2 vitamini) verilmektedir.

Hayatın özellikle ilk 5 yılında beyin hasarlanmasından korumak esastır. Bu yaştan sonra sinir sistemini ani hasarlanmaya daha dirençli hale gelir.

Akut kötüleşmelerin önüne geçmek için ateş yüksekliği, kusma gibi durumların agresif tedavi edilmesi gerekmektedir.

Nöbet bulguları olan olgulara nöbet ilaçları verilebilmektedir. Kas kasılmaları için fizik tedavi önemlidir. Beslenme, yutma güçlüğü olan olgularda tüp ile beslenme yapılması gerekebilir.

Akut beyin hasarlanması sonrası verilen tedavilerde sinir sistemi bulguları tedavi olmaz.

Glutarik asidüri tip1 tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

AKÇA AĞAÇ ŞURUBU İDRAR HASTALIĞI (MAPLE SYRUP URINE DISEASE) (MSUD HASTALIĞI)

Dallı zincirli aminoasit (Valin, Lösin, İzolösin) metabolizmasında kaynaklanan problem sonucu meydana gelir.

Esas bulguların oluşmasında lösin ve metabolitlerinin birikimi sonucu görülür.

Hastalık anne babadan otozomla resesif olarak kalıtılmaktadır.

Akut tabloda valin, lösin, izolösin yanında artmış organik asitler (a ketoasitler) saptanır

Dallı zincirli a ketoasit dehidrogenaz kompleks aktivitesinde sorun mevcuttur.

Dallı zincirli a ketoasit dehidrogenaz kompleksin E1, E2, E3 komponentleri mevcuttur.

E1: Tiamin pirofosfat bağımlı dekarboksilaz (a ve b komponenti var)

E2: Dihidrolipoil açiltransferans

E3: Dihidrolipoil dehidrogenaz

Bu kompleklerin her birininin sentezindeki sorun hastalığa yol açar.

KLİNİK:

Hastalığın farklı klinik formları mevcuttur.

1. Klasik MSUD:

Yaşamın 1. Haftasında başlayan:

-Uyku hali, beslenmede azalma,

-İlerleyici bilinç kaybı, anormal el kol hareketleri,

-Bulantı, kusma

-Kas tonusunda azalma ve artmalar (hipotoni, hipertoni)

-Nöbet, koma

-İdrarda akçaağaç kokusu (çemen)

Bu hastalarda enzim aktivitesi çok düşüktür.

Tiamin vitamini tedavisine yanıt yoktur.

2. İntermediate MSUD:

Geç başlangıçlı benzer semptomlarla gelirler

Enzim aktivitesi klasik tiplere göre nispeten daha fazladır.

Tiamin vitamini tedavisine yanıt genelde yoktur.

3. İntermitant (aralıklı) MSUD:

Aralıklı denge sorunları, kusma ve ketoasit atakları varıdr.

Enzim aktivitesi %5-20 kadardır.

Ara dönemlerde sağlıklıdır.

Tiamin vitamini tedavisine yanıt genelde yoktur.

4. Tiamin yanıtlı MSUD:

Enzim aktivitesi %2-40

Farmakolojik dozlarda tiamine yanıtı vardır 10 mg/kg/gün (50-300 mg/gün)

5. E3 komponent eksikliği:

Enzim aktivitesi %0-25

Piruvat dehidrogenaz kompleks ve 2-oxoglutarat dehidrogenaz kompleks (mitokondriyal dehidrogenazlar) aktivitesinde de azalma vardır

Yenidoğan döneminde döneminde asidoz ve ilerleyici ensefalopati tablosu mevcuttur.

Diğer hastalardan farklı olarak belirgin Laktik asidoz mevcuttur.

TANI:

Akut tabloda kanda valin, lösin, izolösin yanında artmış a ketoasitler (2-ketoizokaproat, 2-oxo-3-metilvalerat (Akçaağaç kokusunu verir), 2-oxoizovalerat, 2-hidroksiizovalerat, 2-hidroksiizokaproat, 2-hidroksi-3-metilvalerat) saptanır.

Özellikle Lösin artışı hastalarda Lösin ensefalopatisi tablosuna yol açabilir.

E3 komponent patolojilerinde (mitokondriyal dehidrogenazların etkilenmesine bağlı) plazmada laktat, piruvat, alanin artışı; idrarda artmış laktat, piruvat, 2-oxoglutarat, 2-hidroksiizovalerat, 2-hidroksiglutarat

Kanda asidite artmıştır (metabolik asidoz)

Kan ve idrar tahlillerinde keton atılımı mevcuttur.

Kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi) görülebilir.

Genetik analiz (BCKDHA, BCKDHB, DBT) ile de tanı konulabilir.

TEDAVİ:

Kısıtlı lösin, izolösin ve valin alımı ile lösin ve metabolitlerinin oluşumu önlemek

Bir yandan da yeterli miktarda dallı zincirli aminoasit alımı büyüme ve doku onarımı için gerekli

İzolösin ve valin amino asitlerinin yeterli alımı sağlanmalıdır

Amaç büyüme gelişme için yeterli kalori, protein, vitamin ve elementlerin alınması ve normal büyüme ve gelişmeyi devam ettirip metabolit oluşumunu önlemek

Doğal proteinlerden kısıtlı diyet alan olgularda vitamin desteği vermek önemlidir.

Tiamin vitamini yanıtlı olgularda tiamin kullanılabilir.

Akut lösin ensefalopati tablosunda kan lösin değerinin çok arttığı durumlarda diyaliz yapılması gerekebilir.

MSUD tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

NİEMANN PİCK TİP C HASTALIĞI

Genetik, ilerleyici, geri dönüşümü olmayan, sinir sistemini ve diğer organları tutan bir lizozomal lipid depo hastalığıdır.

Hastalı anne ve babadan genetik olarak geçiş göstermektedir.

Kendine özgü bir fizik muayene, laboratuvar veya MR belirteci olmaması hastalığın tanısının konulmasında zorlaştırmaktadır.

Erken tanı konulması durumunda nörolojik bulguların başında miglustat tedavisi başlanma şansı yakalanabilir. Erken tedavi bulguların önüne geçilmesinde en önemli etkendir.

Hücre içi lipid metabolitlerinin taşınmasından sorumlu (NPC1 NPC2) yapılarda sorun mevcuttur.

Son derece geniş klinik yelpazede karşımıza çıkabilir. Hastalığa özgü olmayan farklı nörolojik ve sistemik bulgular mevcut. Farklı yaşlarda ortaya çıkan semptomlar mevcuttur.

Doğum öncesinden erişkin döneme kadar her dönemde bulgu verebilir

Bulguların şiddeti çok değişkendir. Kardeşlerde bile tablolar çok farklı olabilir. Bu nedenlerle NPC tanısı konulması sıklıkla gecikir.

Tedavinin hangi aşamada başladığı hastalığın klinik şiddeti için çok önemlidir. Mümkün olan en erken dönemde tedaviye başlanmalıdır.

KLİNİK BULGULAR

Uzamış yenidoğan sarılığı, dalak, karaciğer büyümesi, akciğer hastalıkları görülebilir. Kanamayı durduran kan pulcukları (trombosit) sayısında düşüş (trombositopeni) saptanabilir.

Nörolojik bulgular:

  • Yukarı bakış kısıtlılığı önemli bulgulardan biridir.
  • Ani kas kuvvetinde kayıplara bağlı düşmeler
  • Denge sorunları
  • Yutma güçlükleri
  • Sinir sistemi gelişiminde gerilik
  • Epilepsi (nöbet)
  • İşitme kaybı
  • Psikiyatrik bulgular görülmektedir.

TANI

Kesin tanı genetik analiz ile konulmaktadır.

NPC1 (hastaların %95’i) (18q11-q12) (>300 farklı mutasyon var)

NPC2 (hastaların %4’ü) (14q24.3) (18 farklı mutasyon var)               

TEDAVİ

Miglustat:

NPC’nin tek etkili tedavi yöntemi substrat redüksiyon tedavisidir

Bu amaçla çocuklarda ve erişkinlerde miglustat (N-butyldeoxynojirimycin) kullanılır.

Nörolojik bulguların başında başlanması tedavi yanıtlılığı için önemlidir.

Hiç nörolojik bulgusu olmayanlarda uzun süre semptom görülmeyebilir

Yaşam süresi nörolojik bulguların şiddeti ve başlama zamanı ile ilişkili

Yutma güçlüğü ve buna bağlı besinlerin akciğere kaçması: En önemli ölüm nedenidir

Miglustat başlamak hasta yaşam süresini anlamlı olarak arttırmaktadır.

Ancak nörolojik bulguları erken başlayanlarda tedavinin etkinlik daha azdır.

Niemann Pick Tip C tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

TİROZİNEMİ TİP 2 (OKÜLOKUTANÖZ TİROZİNEMİ)

Tirozin aminotansferaz (TAT) enzim eksikliğine bağlı gelişir.

Kromozom 16q22.1-q22.3 TAT gen mutasyonu bağlı ortaya çıkar.

Hastalık anneden ve babadan otozomal resesif olarak kalıtılır.

Palmoplantar hiperkeratoz denilen el içi ayak tabanında deri bulguları, gözde herpetiform korneal ülserler denilen karneal etkilenme ve zeka etkilenimi gözlenir.

Karaciğer ve böbrek tutulumu olmaz.

Göz bulguları ilk aylarda, cilt bulguları 1 yaş civarında görülür.

Belirgin hipertirozinemi görülür (plazma tirozin seviyesi 500 µmol/L üzerindedir).

İdrarda p-hidroksifenilpiruvat, p-hidroksifenillaktat, p-hidroksiasetat artmıştır. N-asetiltirozin, 4- tiramin de idrar organik asitlerinde artmış olabilir.

Tedavide tirozin ve fenilalanin kısıtlı diyet önerilir.

Tedavi edilmemiş annelerin bebeklerinde, mikrosefali ve gelişim geriliği tanımlanmıştır (maternal tirozinemi).

Tirozinemi tip 2 tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

KRABBE HASTALIĞI (GLOBOİD HÜCRE LÖKODİSTROFİSİ)

Krabbe hastalığı merkezi sinir sistemini tutan doğuştan bir metabolik hastalıktır.

Galaktoseramidi (sinir sisteminde bulunan myelin adı verilen sinir kılıfının yapısında yer alan bir madde) hücrelerde bulunan lizozom adı verilen yapılar içinde parçalanmasını sağlayan galaktoseramidaz (galaktoserebrosidaz, serebrozis b-galaktosidaz) enzim eksikliğine bağlı oluşur.

Hastalık otozomal resesif olarak anneden ve babadan geçer.

Galaktoseramidaz geni (GALC) 14q31 kromozomda yer alır. Bu gendeki mutasyonlar hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.

Toplumda görülme sıklığı 100.000-200.000 doğumda 1 olduğu belirtilmektedir.

Olguların %85’inden fazlası klasik infantil form denilen bulguların ilk bir yıl içinde başladığı formdur.

Klasik İnfantil Form:

İlk bulgular genellikle ilk 3-6 ayda başlar.

Başlangıç bulguları huzursuzluk, ağlama, kusma, beslenme problemleri, ışığa ve sese karşı kasılmalardır.

Ara ara olan ve nedeni açıklanamayan ateş yüksekliği bu olgularda sık görülür.

Olgularda ilerleyen dönemlerde nöbetler görülebilir.

Ateş yüksekliği ve aşırı salya oluşması da bu hastalarda sık görülür.

Beynin belli bölgelerinin etkilenmesine bağlı kaslarda zayıflık ve körlük meydana gelebilir.

Klasik formlarında hastaların ortalama yaşam süresi genellikle 2 yaştır.

Hastalar genellikle solunumsal problemleri, salya ve yediklerinin soluk borusuna kaçması nedeni ile kaybedilmektedir.

Geç infantil ve juvenil form:

Geç başlangıçlı formunun tanısının konulması klasik hastalara göre çok daha zordur.

15 ay ile 10 yıl arasında bulgular görülmeye başlar.

Çoğu olgu 5 yaşından önce bulgu verir.

İlk bulgu genellikle yürüme bozukluğudur.

Denge problemleri bacaklarda sinirsel sorunlara bağlı yürüme sorunları ortaya çıkar.

Göz sinirlerinin etkilenmesine bağlı görme kaybı bu olgularda sık görülmektedir.

Başlangıç yaşı ve zeka etkilenmesi ve etkilenme derecesi hastadan hastaya değişiklik görülebilir.

Tanı:

Manyetik rezonans görüntülemede (MR) ve Bilgisayarlı tomografide (BT) beyinde etkilenmiş alanların görülmesi hastalığın tanısı açısından önemlidir.

Kanda enzim eksikliğinin gösterilmesi ve genetik mutasyon analizi kesin tanı konulmasında önemlidir.

Tedavi:

Hastalığın kesin tedavisi yoktur.

Destek tedavisi olarak ağrı kesici tedaviler verilebilir.

Kemik iliği veya kord (göbek bağı) kanı nakli bulguların başlamasını önlemede veya hastalığın ilerlemesini önlemede geç başlangıçlı formlarda işe yarabileceği belirtilmektedir.

Ağır bulguları olan bebeklerde kemik iliği naklinin etkinliği zayıf olmakla birlikte anne karnında tanı alan olgularda yenidoğan döneminde kemik iliği nakil yapılmasının (12-44. gün) faydalı olabileceği belirtilmektedir.

Krabbe hastalığı tanı ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png

SEREBROTENDİNÖZ KSANTOMATOZİS (STK)

STK her birinin başlangıcı ve ciddiyeti farklılık gösteren, hastalığa özgü bir dizi tabloya neden metabolik bir hastalıktır.

STK nadir ve gerçekte olduğundan daha az tanı konulan otozomal resesif bir bozukluktur. Hastalık anne ve babadan otozomal resesif olarak geçer.

STK’ya mitokondri enzimi olan “27-hidroksilaz”ı kodlayan CYP27A1 genindeki mutasyonlar neden olur.

STK’da görülen ayırt ettirici tablolar arasında süt çocukluğunda ya da erken çocuklukta başlayan diyare (ishal), çocukluk çağında ortaya çıkan katarakt, tendon ksantomları ve ilerleyici nörolojik bozulma vardır.

STK’nın değişkenlik gösteren ve birden fazla sistem üzerinde görülen etkileri tanının konulmasında güçlüğe neden olmaktadır.

Bu belirti ve bulguların başlangıçları ve ağırlığı değişkenlik gösterir ve tüm hastalarda hastalığı tanımlayan 4 tablonun hepsi birden olmayabilir.

Ayrıca, hastalığı tanımlayan tablolar farklı organ sistemlerini etkilediğinden, hastaların farklı dallardaki uzmanlara başvurma olasılığı yüksektir ve bu da tanıyı geciktirmekte ve gerçekte olduğundan daha düşük oranda tanı konmasına neden olmaktadır.

STK olgularının yaklaşık yarısında kronik diyare (ishal) geliştiği düşünülmektedir.

Seçili olgu serilerinin sistematik bir incelemesi, STK hastalarında kronik diyare sıklığının %48 olduğunu göstermiştir.

Birçok hasta için diyare en erken bulgudur. Diyare genellikle çocukluk ve süt çocukluğu başlangıçlı olarak tanımlanır, ancak tanı konulmamış hastalarda erişkinlikte de devam edebilir. Tanı konmadan önce hastalar ve onlara bakmakla yükümlü kişiler kronik diyare nedeni ile sık olarak uzmanlara başvururlar.

Tendon ksantomları STK’nın ayrıcı özelliğidir. Tendon ksantomları STK olgularının yarısından fazlasında oluşur. Tendon ksantomları sıklıkla 10-30 yaşları arasında ortaya çıkar ve en sık olarak aşil tendonu etkilenir.  STK’da tendon ksantomları, kolestanol, kolesterol ve diğer lipidleri içeren makrofajların tendonları infiltre ederek, bağ dokudaki kollajen liflerini bozmaları ile oluşur. Serum trigliserid ve kolesterol seviyeleri normal olup tendon ksantomu olan tüm hastalarda STK’dan şüphelenilmelidir.

Birçok STK olgusunda açıklanamayan iki taraflı juvenil (sonradan çocukluk çağında ortaya çıkan) katarakt gelişir.

Gençlik döneminde başlayan açıklanamayan kataraktlar STK tanısının konmasında önemli bir fırsattır. STK’da kataraktlar tipik olarak erken başlangıçlı ve iki taraflıdır. Kataraktlar sık olarak 4-18 yaş arasında ortaya çıkar.

Tedavi edilmemiş STK ilerleyici nörolojik sorunlara neden olabilir

İlerlemiş STK hastaları beynin birçok bölgesindeki lipit birikintilerinin ve beyaz cevher kaybının bulgularını gösterirler.

Tanısı atlanan ya da geciken STK Hastaları erişkinlik yaşamlarının ilk yıllarında zihinsel ve fiziksel yetersizlikle yüz yüze kalabilir.

STK’da hastalar genellikle okul çağında geldiklerinde zihinsel yetersizliğin ilk belirtileri vardır. Hastalar yirmili ve otuzlu yaşlarına geldiklerinde zihinsel yetersizlik demansa (unutkanlık) ilerleyebilir.

Erken nörolojik belirti ve bulgular gözden kaçabilir ve kolaylıkla başka sorunlarla karışabilir.

STK hastalarında nöbetler de sık görülür. Tanı konulduğu sırada hastalarda %24 ile %34 arasında değişen oranlarda epilepsi (nöbet) vardır ve başlangıç yaşı hastalar arasında değişkenlik gösterir.

Eğer erken tanı konulup uygun tedavi verilmezse, STK ilerleyerek ciddi fiziksel ve zihinsel yetersizliğe neden olabilir.

TANI:

STK’nın taramasında kullanılan öncelikli biyokimya testi kanda kolestanol testidir.

STK kanda kolestanol seviyesinin yükselmesine neden olur. Normale göre kolestanol seviyelerinin ≥5-10 kat artmış olması yüksek derecede

STK’ya özgü bir durumdur ve hasta bir klinik genetik ya da metabolizma uzmanına yönlendirilmelidir.

Birden fazla sistemi tutma özelliği nedeni ile, STK halen farklı dallardan bir uzmanlar grubu tarafından tedavi edilmektedir.

Genetik analiz ile de tanı konulabilir.

TEDAVİ:

SKT’da vücutta sentezlenemeyen kolik asit ve kenodeoksikolik asit gibi ilaçlar ağız yoluyla hastaya verilerek hastalığın önüne geçilebilir. Erken tanı tedavinin etkinliği özellikle nörolojik etkilerin önüne geçebilmek için önemlidir.

SEREBROTENDİNÖZ KSANTOMATOZİS tanı, tedavi ve takibi için merkezimize başvurabilirsiniz. Merkez bilgilerimiz için tıklayınız.

Bu konu hakkında bize soru sorabilirisiniz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image.png